Gebelikte çoğu
kadın tarafından hissedilen belirtiler ve bulgular vardır.
Bunlardan başlıcaları: 1. Adetin gelmemesi
(amenore) 2. Bulantı ve kusma 3. İdrar şikayetleri 4.
Yorgunluk 5. Fetal hareketlerin algılanması 6. Göğüslerde
değişiklikler 7. Vaginal mukoza renk değişikliği 8. Artmış
deri pigmentasyonu ve abdominal striaların
görülmesidir.
AMENORE: Daha önce düzenli adet
gören sağlıklı kadınlarda beklenen adetin görülmemesi gebelik
yönünde önemli bulgulardandır. Fakat amenore hiçbir zaman tek
başına gebeliğin kesin olduğunu göstermez. Psikolojik ve sosyal
şartlar, iklim ve yer değişiklikleri adetin aksamasına neden
olabilir. Ayrıca ağır enfeksiyon hastalıkları veya diyabet, ve diğer
bazı hormonal hastalıklarda da amenore vardır (Basedow hastalığı,
miksödem, akromegali, Addison). Çocuk emziren kadınların %80' inde
amenore görülür.
Nadiren de olsa henüz
hiç adet görmemiş puberte çağındaki bir çocukta, bir süredir
menopozda olduğu bilinen kadında da gebelik olabileceği
unutulmamalıdır.
Bunların aksine gebe olduğu halde adet
gören kadınlar da vardır. Halk arasında buna "üste adet görme"
denir.
BULANTI - KUSMA: Genellikle gebeliğin 2-12.
haftalarında gözlenir. Gebelerin yaklaşık % 50-60'ında bulantı-kusma
görülür. Sıklıkla bulantı sabah uyanıldığında çok şiddetlidir ve gün
ilerledikçe azalır. Gebelik sırasında hastanın değişen
metabolizmasının, değişik durumunun, endokrin bezlerin bulantı -
kusmada rollerinin olduğu düşünülmektedir.
Gebelikte ayrıca
tükrük salgısında artış (hipersalivasyon) ve ağızda aşırı sulanma
(pitiyalismus) mevcuttur.
MESANEDE DUYARLILIK ARTIŞI:
Gebeliğin başında büyüyen uterus mesaneye bası yapar. Mesane
duyarlılığı artar. Kapasitesi azalır. Sık idrara çıkılır. Bu belirti
gebeliğin 2.devresinde azalır. 3. trimesterde fetal baş pelvise
inince yeniden başlar.
YORGUNLUK: Erken gebeliğin
sık rastlanan ve bazen çok şiddetli olan belirtisidir. Yorgunluk,
yapılan işle orantısızdır. Genellikle 20. haftadan sonra geçer.
FETAL HAREKETLERİN ALGILANMASI: Genellikle
Multiparlarda 16-18. haftalarda, primiparlarda, 18-20. haftalarda
gebe tarafından fetal hareketler hissedilir. Bu batın içindeki kanat
çırpılmasını andıran bir duygu olarak algılanır. Bu hareketlerin
şiddeti giderek artar. Bu hareketlerin anne tarafından algıladığı
ilk ana "CANLANMA" denir.
MEMELERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER:
İlk adet gecikmesinden kısa bir süre sonra memelerde
dolgunluk, duyarlılık, karıncalanma hissedilebilir. Gebeliğe eşlik
eden meme değişimleri, meme dokusunun hormonal uyarısına bağımlıdır,
ama hemen adet öncesinde de aynı belirtiler bulunabilir. Nadiren
yüksek prolaktin düzeylerinin varlığında memelerde gebeliktekini
andıran değişimler olabilir.
Memelerde bez, yağ ve bağ
dokusunda artış olur ve damarlarda, lenf bezlerinde hipertrofi
meydana gelir. Böylece memelerin şekil ve kıvamında karakteristik
değişiklikler olur. Areola halkası genişler ve mamilla büyür, uzar.
Areolada bulunan rudimenter süt bezlerinden, Montgomery bezleri
aşırı belirginleşir. Areola ve mamillanın rengi, artmış pigmentasyon
nedeniyle değişir (renk açık kahverengiden, koyu siyaha kadar
olabilir). Çoğunlukla 2. gebelik ayından itibaren özellikle pigment
bakımından zengin olan hastalarda pigmentasyon areola halkasından
taşarak, areola çevresinde daha açık renkte sekonder gebelik
areolası meydana gelir. Proliferasyona uğramış süt bezlerinin
faaliyete başlamaları gebeliğin 2. ayının sonunda olur ve sekresyon
başlar. Memenin tabanından mamilla yerine doğru yapılan basınç
sonucunda berrak, daha sonraki aylarda da bulanık bir hal alan beyaz
sarımtırak sekret salgılanır. Bu mayi, olgun süt karakterinde
olmayıp kolostrum adını alır (Kolostrum, histolojik ve kimyasal
bakımdan sütten ayrılır). Fakat kolostrum varlığı kesin gebelik
bulgusu değildir. Daha önce gebelik geçirmişse kolostrum sekresyonu
senelerce devam edebilir. Nulliparlarda da kolostrum teşekkülü
görülmüştür. Korpus luteum persistansinde, ovarium kistlerinde,
myomlarda, tüberkülozda da kolostrum oluşabilir. Hatta bazı
kadınlarda menstrüasyon sırasında, pubertede, klimakteriumda,
ovariumda oluşan fonksiyonel değişikliklere uygun zamanlarda
kolostrum salgısı görülebilir.
Tüm bu nedenlerle meme
salgısı ancak şüpheli gebelik bulgusu kabul edilebilir. Ama ilk
gebeliklerde diğer sebepler de elimine edilebiliyorsa gebelik
yönünden değerli bir bulgu kabul edilebilir.
LİVİDİTE: Damar genişlemesine bağlı gelişen kan
göllenmesi nedeniyle vulva, vagina ve servikste mavimtırak bir renk
belirginleşir.
ABDOMİNAL STRİALAR VE PİGMENTASYON:
Gebelerin yaklaşık %90'ında, stria gravidarum da denilen gerilme
çizgileri ortaya çıkar. Derialtı ve deri ile ilgilidir. Deri
dokusunun elastik lifleri birbirinden ayrılır, altında bulunan ve
damardan zengin tabaka kolayca görülür.
Gebelerin yalnızca %10'unda gözlenmez. Gebelikten sonra da beyaz
inci sedef gibi izler bırakırlar. Striaların çokluğu kişinin
dokusunun elastikiyeti, derialtı dokusunun yağlanması ve gerilmesi
ile ilgilidir.
Gebelikte vücudun belli bölgelerinde ortaya
çıkan renk artışı (pigmentasyon) en fazla göğüs uçları, yüz, karın
ve dış genital organlarda görülür. Göbekle pubis arasında uzanan
çizginin koyulaştığı görülür. Ayrıca vücuttaki diğer operasyon
izlerinde de pigmentasyon artışı görülebilir.
Alın-yanak-ağız etrafında kirli kahverengi lekeler kadının
yüzüne maskelenmiş bir görünüm kazandırır ve kloazma gravidarum
denir (Gebelik maskesi).
AŞERME-SİNİRSEL-RUHİ
DEĞİŞİKLİKLER: Gebe kadında yemek yeme arzusuyla ilgili ve
gebelikten önceki durumuna uymayan değişiklikler olur. Bazı
yemeklere arzusu artar bazı yemeklere karşı isteksizlik olur. Ekşi,
tatlı, tuzlu v.s. isteği artabilir. Gebenin iç-dış dünyasındaki
olaylara reaksiyonu çocuğu arzu edip etmemesine göre değişir.
Fakat tüm bu anlattıklarımız subjektif belirti ve
bulgulardır. Kişiden kişiye çok değişkenlik gösterir. Kesin gebelik
tanısı, doktor muayenesindeki objektif bulgular ve laboratuar
tetkikleri ile bu subjektif bulguların birlikte değerlendirilmesi
sonucunda konulabilir. |
|