Cemal Süreya Sözleri

Biz kırıldık daha da kırılırız. Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.

Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum.

Bazen diyorum ki ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum söyleyince ne olacak sus bitsin.

Unutsun beni demişsin, bu bana imkânsız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.

Uçmak için kuş olmak gerekmiyor, küçük sevinçler olsun yeter.

Uğraşmayı bırak artık dünle ve dünündekilerle. Bir de hep yanında olanlarla yarına bakmayı dene.

Öyle yorgunsun ki gözlerinde bir avuç cam kırığı dizlerinde yüzyılların zincirleri var sanki. İkide bir elini başına götürüp rüzgarda dağılan yalnızlığını düzeltiyorsun…

Seni soruyorlar. Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkânsız değil mi? Çünkü biliyorum; asla geri dönmezsin ve biliyorsun, sen benim için asla ölmezsin!

Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı.

Belki de. Evet, belki de sen, hiç hak etmemiştin beni. Oysa ben; her halinle kabullenmişim seni.

Mutlu olmanın yolunu, karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk. Yanıldık! Çünkü ne kadar mutlu ettiysek, o kadar yalnız kaldık.

Annem gözyaşları için ekmek kırıntısı gibi değerlidir derdi. Üstüne basıp geçenlerin çarpılışını görmek için bekliyorum seni.

İnsanın başına ne gelirse merakından gelir demiş eskiler. Baktım olmuyor. Ben seni merak edeyim, sen de geliver.

Yaşayanlar unutmuştu bizi. Biz öldüğümüzle kalmıştık…

Sen bakma benim bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz.

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların. Bunların konuşması olur öpmesi olur. Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde. Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu. Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu. Uzanmış seni usulca öpmüştüm. Hemen yanımızda balıklar gidiyordu.

Son kötü günleri yaşıyoruz belki. İlk güzel günleri de yaşarız belki. Kekre bir şey var bu havada. Geçmişle gelecek arasında. Acıyla sevinç arasında. Öfkeyle bağış arasında…

Aslında annem seni anlatır dururmuş çocukluğumda, her masala seni anlatarak başlarmış: “Bir varmış, bir yokmuş.”

Şimdi diyorum. Şimdi; bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı… Birde çaya yaren…

Ne kadar silersen sil, ya yırtılır defterin ya da izi kalır cümlelerin.

Mutlu uyumak lazım azizim. Madem uyku yarı ölüm halidir, o halde mutlu ölmek lazım, her gece…

Cemal Süreya Sevda Sözleri

Cemal Süreya’nın en sevilen kitaplarından biri olan Sevda Sözleri, şairin ömrü boyunca kaleme aldığı şiirlerinden seçkiler barındırmaktadır. Üvercinka, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Sıcak Nal, Göçebe, Güz Bitigi, Uçurumda Açan, Kalanlar adlı şiir kitaplarından dizeler yer alır. Biz de Sevda Sözleri’nden beğenilen alıntıları sizin için derledik.

Sen yüzüne sürgün olduğum kadın…

Sesinde ne var biliyor musun, söyleyemediğin sözcükler var.

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.

Karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin.

Yüzüm kime dönük olursa olsun yüreğim hep sana dönük olacak…

Şu senin bulutsu sesin var ya, uçtan uca tersyüz ediyor geceyi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini.

Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz.

Arada bir ağlamak için onu kocaman ellerimle sevdim.

İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol.

Çocuk olsam yeniden, bir tek düştüğüm için acısa içim ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece.

Nasıl olsa bir gün, döneriz bu yollardan geri. Senin bir elinde mendil, öbüründe kuş sesleri.

Çık gel bir kez daha yıkıntılardan, çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat.

Peki ya sizin hiç fotoğrafını açıp yüzünün en ince ayrıntısına kadar, incelediğiniz biri oldu mu?..

Akla gelen, başa gelir diyorlar ya, yalan! öyle olsa, milyonlarca sen düşerdi başıma.

Baktım sana kızgın değilim, kırgın değilim, dargın değilim… Kısacası artık ben sana “hiçbir şey” değilim…

Ne demiş uçurumda açan çiçek: Yurdumsun ey uçurum.

Biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası.

Hayatımda ilk kez birisi bana ‘Kendine çok dikkat et.’ dedi sadece. Anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde.

“Seni Seviyorum”dan daha özel bir cümle de var: Sana güveniyorum. Çünkü herkes herkesi sevebiliyor ama herkese güvenemiyor.

Baktım bir şarkı almış gidiyor dudaklarımı. Gölgemi gördüm de yerde, seni hatırladım.

Bakarsın dün en güvendiğin kişi, karşı tarafın şahidi olmuş. İşte acıdır bu daö ölümden de korkusundan da…

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı.

Rastgele yürürken, aklına geleyim; sızlasın için…”

Bir daldır uykusuzluk, sallanır sürekli gecede.

Sana bir kere baksam ikinin hatırı kalıyordu. İki kere bakayım desem üçün boynu bükük.

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek.

Herkes az buçuk sarhoş, herkes bir şeyler söylüyor ama yalnız ikimizin sözcükleri sarmaşdolaş.

Silinmez anlar vardır, karşı konmaz özlemler.

Bazen sadece yorgun oluyor insan. Ne küs, ne yalnız, ne de aşık…

Eksikliğe mi alışmışız mutsuzluğa mı yoksa.

Uzaktan seviyorum seni; kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan, sadece seviyorum.

Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; değmeyenlere yüreğimin değmiş olması.

Cemal Süreya Aşk Sözleri

Hemen her şair gibi Cemal Süreya da aşk ve sevda ile ilgili hislerini dizlerine yansıtmıştır. Cemal Süreya’nın dizelerinde aşk acısından özleme, ayrılık acısından aşkın romantizmine pek çok duyguya yer verildiğini görebilirsiniz. Siz de Instagram, Tumblr, Facebook vb. bir platformada duygularınızı paylaşmak isterseniz, Cemal Süreya sözleri ile size yardımcı olabilir.

Bir gün ayrıldık ve sevilmekten eskimiş bir renk gibi hissettim kendimi.

Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi sevdim seni. Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu işte…

Annesinden dayak yediği halde, yine ‘anne’ diye ağlayan bir çocuktur aşk.

Birer birer, seve seve çıktığım aşk basamaklarını; onar onar, söve söve iniyorum şimdi!

Üşüyor musun? Üzülme be! Gel yanıma. O kadar yaktın ki canımı; ısınırsın. Üşümezsin bir daha.

Önce sevdiğiniz terk eder sizi, ardından uykunuz. Sonra ne sevdiğiniz geri gelir ne de uykunuz.

Ben nerde bir çift göz gördümse tuttum onu güzelce sana tamamladım.

Denir ya aşk iki kişilik, yalan! Aşk bile bile delilik. Bir de hayat müşterektir, denir. Bu da yalan çünkü aşk acısı hep tek kişilik.

Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık “sevda” da boğulur.

Ki ben; senin ilkokul yıllarında durmadan yere düşürdüğün kurşun kalem gibiyim. Dışı sapasağlam, içi paramparça.

Ne ikna edici bir intihar biçimidir; şimdi seninle göz göze gelmek.

Zaman lazım sadece, unutacaksın! Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını. Kırılan kalbini de öyle unutacaksın.

Ertesi gün sana kavuşmayacağım için uyumadığım geceler var benim.

Doğru yerde yanlış kişi olmadık ama yine de sevilmedik. Anladım ki; yanlış yerde, doğru kişi olduğumuz için terk edildik.

Öyle uzaktan seviyorum seni, yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden, en çılgın kahkahalarına ortak olmadan, en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan. Öyle uzaktan seviyorum seni

Keşke birini tam kaybetmeden, ona olan tüm sevgimizi haykırabilsek…

Öyle sevdim ki seni, öylesine sensin ki! Kuşlar gibi cıvıldar tattırdığın acılar.

Sana rastladığım gün susuzdum, yalnızdım bir çırpıda içtim gözlerini.

Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda; çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var.

Öyle bir seversin ki; daha eli eline değmeden, nazar değer…

Yorum Ekle